e-postaların yüzde 95'i spam

Bu yıl içinde gönderilen elekronik postaların yaklaşık yüzde 95'inin, reklam amacı taşıyan ve istenmeyen elektronik posta 'spam' olduğu bildirildi.'Barracuda Networks Inc' adlı Amerikalı bilgi işlem güvenliği şirketinin yaptığı araştırma, alınan sınırlayıcı girişimlere rağmen spam e posta gönderiminde son yıllarda patlama meydana geldiğini ortaya koydu.Şirket, spam e postaların, gönderilen e postaların yaklaşık yüzde 70'ini oluşturduğu 2004 yılında US CAN-SPAM Act (ABD spam karşıtı yasa) tarafından spam göndericilerine cezalar uygulandığını anımsattı.Şirketin direktörü Dean Drako, 'spam e postalarına karşı savaşın, spam göndericileriyle güvenlik sistemleri satıcıları arasındaki bitmeyen savaş' olduğunu belirtti.Şirket, spam göndericilerinin e postaları başka siteler, “bloglar” veya bilgisayarlar yoluyla göndererek kimliklerini ustaca gizlediklerini belirtti.Barracuda şirketi, araştırmasını, günde yaklaşık 1 milyardan fazla elektronik posta alan tüm dünyadaki yaklaşık 50 bin müşterinin bu postalarının incelenmesine dayandırdığını belirtti.

Çok küçük, çok ucuz bir dizüstü


Çin Halk Cumhuriyeti'nin önde gelen bilgisayar firmalarından ASUSTeK, işlemci piyasasının lideri Intel'le ortaklaşa bir bilgisayar hazırladı. Bu bilgisayarın özelliği, aynı zamanda hem çok küçük hem de çok ucuz oluşu. Genellikle dizüstü bilgisayar pazarında, boyut küçüldükçe fiyatın artmasına alışan kullanıcılar için ASUS Eee PC hoş bir sürpriz oldu. Şubat ayında ülkemizde de piyasaya sürülecek cihazın 300 dolarlık fiyat etiketiyle raflarda olacağı söyleniyor. "En kolay, en çalışkan, en eğlenceli" sloganıyla tanıtımı yapılan bilgisayarın ekranı yalnızca 7 inç büyüklüğünde. Fiyatı düşürmek için cihazda Microsoft'un Windows işletim sistemi yerine ücretsiz dağıtılan ve özel olarak bu bilgisayar için tasarlanmış bir Linux sistemi kullanılmış. Modele göre 8 GB'a kadar yükselen sabit diski ise Eee PC'nin en büyük dezevantajı. İçinde kamera ve mikrofon da bulunan cihaz, yaklaşık dört saatlik pil ömrü ve sert kapaklı bir kitap boyutlarına sahip oluşuyla Amerika'da yılbaşı alışverişlerinin aranan isimlerinden oldu. 512 MB belleğe sahip Eee PC'ye bilgisayar dergileri tam not verirken, ASUS ilk aşamada 500 bin, 2009'a kadar da 5 milyon Eee PC satmayı hedefliyor. Sistemin içinde açık yazılım tabanlı popüler programlar, Mozilla Firefox, OpenOffice, Skype ve Google araçları önceden yüklenmiş olarak geliyor. Ayrıntılı bilgi için: http://eeepc.asus.com/tr/index.htm

Güney Koreli K2 Network firması Türkiyede Ofis Acıyor

Bilgisayar oyunlarında basit ve heyecandan uzak atari devrini geçeli epey zaman oldu. Artık hem çok daha gelişmiş hem de özel efektlere sahip, konuları ve kahramanları çok sanal oyunlar gündemde.
Teknolojik oyun konsollarının da işe el atmasının ardından oyunlar, milyarlarca doların döndüğü, milyonlarca kişinin hayatına giren dev bir sektör haline geldi. Hele bu sanal karakterlerin büyük paralar kazandırdığını keşfeden Türk oyun tutkunları, bugün Güney Koreli K2 Network firmasının en çok gelir getiren oyun grubu oldu. Bunun üzerine, dünyanın en büyük bilgisayar oyunları firması, Türkiye’ye ofis açmaya karar verdi. 2008 yılında İngilizce dışında ikinci dil olarak Türkçe oyunları piyasaya sürmeye hazırlanan şirketin İletişim Direktörü Jeannie Hong’un sözleri aslında gelinen noktayı özetliyor: “5 milyon kullanıcısı ile Türkiye en büyük pazarımız. Bundan dolayı ülkeniz bizim için çok önemli.” Sanal oyun sektöründe önemli deneyimleri bulunan tecrübeli işkadını Hong, önemli bir noktaya dikkat çekmeden edemiyor: “Oyunlar genellikle şiddet içerikli olduğu için lütfen 13 yaş altındaki çocuklar bundan uzak dursun.” Çünkü bu tip oyunlar yüzünden işinden, evinden olan insanların artması ve oyun sürelerinin giderek uzaması, geleceğe ait soru işaretleri doğuruyor. Sanal bir hayatı yaşama uğruna sorumluluklarını boşlayan insanlar, oyun üreticilerini de düşündürüyor. Bu konuyla ilgili üniversitelerde araştırmalar bile başlatılmış. Araştırmalar, bu oyunların aynen uyuşturucu gibi bağımlılık yaptığını ve bırakmak için karakterini öldüren ve oyunu bilgisayarından silen insanların büyük çoğunluğunun bir süre sonra yeniden gelerek sıfırdan başladığını gösteriyor. Diğer bir sorun da, bu oyunların PC temelli olması ve oyun konsollarına uyarlanmasının çok zor olması. Ancak bu aynı zamanda sorunların en kolay çözülebilecek olanı.
Knight Online, War Rock, Global MU Online, Red Stone, Sword of the World ve Granado Espada gibi internet üzerinde oynanan oyunların meraklıları her geçen gün artıyor. Dünya üzerinde 16 milyon kayıtlı kullanıcı, bilgisayar başında saatler geçirerek, sanal düşmanları yenmek için uğraşıyor. Belli ücretler vererek sanal dünyalarda oluşturdukları karakterlerle oyun oynayanlar, savaşçılarını ve savaşçılara ait kılıç, silah, kalkan gibi malzemeleri satarak aylık 1.000 ile 4.000 bin YTL arasında para kazanıyor. K2 Network’un hem ücretli hem de ücretsiz olarak oynanabildiğini belirten İletişim Direktörü Jeannie Hong, paket fiyatları 8,95 dolar ile 24,95 dolar arasında değişen ücretli oyunların kullanıcıya para kazandırdığı için tercih edildiğini söylüyor. “Bir oyuncu Mercedes alabilecek kadar para kazanabiliyor.” diyen Hong, oyunun arkasında büyük bir ekonominin döndüğünü kaydediyor. Örneğin, oyuncu sayısı ve ücretler dışında, hayatını bu oyunlardan kazananların olması da işe ayrı bir boyut katıyor. Uzakdoğu’da yapılan bir araştırmaya göre, açık artırma sitelerinde, online oyunlarda kullanılan altınları, para birimlerini, silah gibi aletleri satanlardan çok daha fazlası bulunuyor. Hayatlarını başkasının oyun içindeki karakterlerini güçlendirip ilerleterek kazananlar dahi mevcut. Oyuncular uyurken, işteyken, kullanıcı adı ve şifrelerini verdikleri kişiler onların oyun içindeki durumlarını ileri taşıyor ve bunun için günde 1 dolar gibi ücretler alıyorlar. Bu çarpıcı gelişme, artık insanların eğlence hizmeti almak için başka insanları çalıştırdığını gösteriyor. Açık artırma sitesi e-Bay üzerinde ise bu oyunlarda kullanılan 9 milyon dolarlık sanal eşya satışı yapıldığı tahmin ediliyor. Yani artık bu oyunlarda elde edilenler insanlar için hem maddi hem manevi olarak çok değerli. Bu da, geçimini buradan sağlayanların artmasına sebep oluyor. Sanal karakterler için sanal giysiler tasarlayıp satanlar, bilgisayar oyunları üzerine 24 saat yayın yapan TV kanalları olan Güney Kore’de online oyun polisleri de 24 saat kullanıcıları kontrol altında tutuyor.
“Şiddet oyunlarına talep artıyor”
Hong, dünyada dövüş oyunlarına yönelik ilginin giderek arttığına dikkat çekiyor. Şiddet içerikli oyunlara talep olduğunu kaydeden Hong, “Biz de dövüş oyunları üzerine odaklanıyoruz.” diyor. Yine ücretli paketlerde kayıtlı olarak, bir hesap açılmasından itibaren; her oyuncu, herhangi bir ulusun içinde İnsan veya Org ırkı arasında seçim yapıyor. Kişiler karakterlerini barbar, savaşçı, rahip, okçu veya büyücü olarak geliştirebiliyor. Başarılı oyuncular, zafer kazanmak için kendi ulusundan olanlarla güçlerini birleştirmeye çalışıyor. Sürekli savaşarak, Knight Online dünyasında her karakter kahramanlık mertebesine ulaşıyor. Hatta şehrin kralı dahi olabiliyor.
“13 yaş altı çocuklara tavsiye etmiyoruz”
Türkiye’de K2 Network oyuncularının yüzde 50’si internet kafelerde oynuyor. Bu nedenle internet kafelerin en büyük iş ortakları olduğunu ifade eden K2 Network Türkiye Ülke Geliştirme Yöneticisi Gülümser Baran, “İnternet kafeler ile aramızla sıkı bir diyalog var. Knight Online oyunumuz internet kafelere çok paralar kazandırdı.” diyor. Bu rakamın aylık 1.000 dolardan başlayıp internet kafenin bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre arttığını belirten Baran, şiddet içerikli oyunların 13 yaş ve üzeri olduğuna dikkat çekiyor. Oyunlar konusunda hassas davrandıklarını söyleyen Baran, çocukların algısının açık olduğunu vurgulayarak bu yüzden 13 yaş altı çocuklara tavsiye etmediklerine işaret ediyor. Bunun için ailelerin dikkatli olması gerektiğine değinen Baran, Amerika, İngiltere ve Almanya’da sanal oyunların inanılmaz reyting aldığına dikkat çekiyor. Ancak Türkiye’nin pazarın yüzde 30’unu ele geçirdiğini aktaran Baran, Türkiye’deki başarısının, merkezi ABD’de bulunan K2 için büyük sürpriz olduğunu da ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “2005 yılında Türkiye’deki gelişmeler merkezden fark edilince şirketin Kore asıllı CEO’su Joshua Hong hemen Türkiye’ye geldi. Havaalanında internet kafe sahipleri ellerinde pankart ve Kore bayrakları ile karşıladı.”
http://genclik.zaman.com.tr/?bl=5&hn=1122

AirTies AR-GE ekibi; yüksek teknolojik özelliklere sahip, cebe sığacak kadar küçük ve kolay kurulan WUS-201'i üretti.

Türkiye'nin önde gelen teknoloji şirketlerinden AirTies, taşınabilir bilgisayar kullanıcılarının yaşadığı kablosuz özgürlüğü masaüstü bilgisayar kullanıcılarının da yaşaması için harekete geçti. AirTies AR-GE ekibi; yüksek teknolojik özelliklere sahip, cebe sığacak kadar küçük ve kolay kurulan WUS-201'i üretti.
document.write('');document.write('');document.write('');document.write('');document.write('');document.write('');
WUS-201 ile güvenli ve hızlı bağlantı
WUS-201, masaüstü bilgisayarlar ve kablosuz bağlantı özelliği olmayan dizüstü bilgisayarlar için mükemmel bir çözüm sağlıyor. Eski PC'lerde dahi bulunan ve teknoloji standardı haline dönüşen USB girişlerden bilgisayara bağlanan WUS-201: WPA2, WPA ve WEP teknolojilerini destekleyerek bağlantı için mümkün olan en üst düzeyde güvenlik sağlıyor.
Bunların yanısıra, bağlantı alanında geriye dönük standartların tamamını destekleyen WUS-201, 802.11 b/g standartlarında tüm bağlantı türlerine hizmet verebiliyor. Son teknolojilere sahip 802.11 g tipi bir bağlantı sağlayan bir modemle saniyede 54 megabit hız sağlayabiliyor.
Güçlü veri aktarımı
WUS-201, küçük boyutlarından beklenmeyecek kadar güçlü bir veri aktarım kapasitesine sahip: dış mekanlarda 400, iç mekanlarda ise 100 metre mesafeye veri aktarımını başarıyla gerçekleştiriyor. Bu minik dev, ayrıca Mesh Network adı verilen bir AirTies klasiği olan kapsama alanını genişletmeye yönelik ilave cihazların yarattığı ortamı da destekliyor.
AirTies, WUS-201'in tüm benzersiz özelliklerinin yanı sıra 3 yıl genişletilmiş garantisi ve 7/24 destek veren çağrı merkeziyle Türkiye'nin en mutlu müşteri kitlesini yaratmayı hedefliyor.

Cepte satışlar 10 ayda 10 milyon adedi buldu

GfK Türkiye'nin araştırmasına göre cep telefonu pazarı 2007'de adet bazında yüzde 44 büyüdü. Yıl sonunda toplam satışın 12 milyon adeti geçmesi bekleniyor..
Türkiye'de cep telefonu satışları 2007'nin ilk 10 ayında 9 milyon 421 bin adete ulaştı. Yıl sonunda satılan cep telefonunun 12 milyon adeti geçmesi bekleniyor. GfK Türkiye'nin satış noktalarında elde ettiği verilere göre 10 aylık ciro 1 milyar 520 milyon Euro'ya ulaştı. Yine ucuz cep telefonları daha çok satarken Nokia yaklaşık yüzde 54'lük oranla açık ara pazar lideri konumu güçlendirdi. 2007 yılı içerisinde sürgülü kapaklı telefonlarla önemli bir atak yapan Samsung, pazar payını yüzde 30'un üstüne çıkarmıştı. Son iki aydır Nokia yeniden pazar payını artırmaya başladı.ÖNCE FİYAT GELİYOR GfK Türkiye'nin yaptığı araştırmaya göre 2005 ve 2007 yılları arasında telefon tercihinde, fiyatın ve tasarımın dışında 5 farklı özellik etkili oluyor. 2007 yılında kameralı cep telefonu oranı yüzde 60'ı buldu. Kamera ve müzik özelliği depolama ihtiyacını artırdı. Hafıza kartı kapasitesi, radyo, internet, kamera ve Bluetooth özelliği tüketicinin tercihinde belirleyici. Artık Telekomünikasyon Kurumu verilerine göre Türkiye'de yaklaşık 57 milyon SIM kart kullanılıyor ve 45 milyon civarında cep telefonu abonesinin olduğu tahmin ediliyor.18 AYDA BİR YENİ CEP Telekomünikasyon Kurumu 2006 yılında yaptığı araştırmada Tükiye'de cep telefonu kullanıcıları 2 yılda bir cep telefonunu değiştiriyordu. Ancak 2006 ve 2007 yılında satılan cep telefonu rakamının 20 milyonu aşması bekleniyor. Böylece telefon değiştirme süresinin 18 aya kadar düştüğü söylenebilir. Bunun en önemli sebebi telefonların özelliklerinin gelişmesi, arızalar ve çalınma olayları olduğu söylenebilir. Daha fazla yeteneği içinde barındıran telefonlar daha sık arızalanmaya başladı.

TTnet'e abone olana Tarkan bedava

Hızlı internet yarışına bedava müzik hizmeti de girmeye başladı. Yeni yılda tanıtımlarını Metamorfoz adlı yeni albümünü çıkaran Tarkan'la yapmaya karar veren TTnet, ADSL abonelerine ayda ekstra 2 veya 5 YTL ödeyerek bedava müzik indirme fırsatı sunacak. 3 Ocak'ta Tarkan'ın da katılacağı basın toplantısıyla duyurulacak servisle birlikte bedava müzik için ilk yasal girişim başlamış olacak. Servis bir aksilik olmazsa 3 Ocak 2008'de kullanıma sunulacak. Şirketin www.ttnetmuzik.com adresinden indirilebilecek şarkılar için ayda 29 YTL ücret ödeyen TTnet abonesi 31 YTL ödeyerek Tarkan'ın Metamorfoz adlı albümünü bedava indirecek. 'KORSANA DARBE OLACAK' TTnet, MÜYAP ile yaptığı anlaşma ile de 83 bin şarkıyı ayda 5 YTL fazla ödemeyi kabul eden abonelere ücretsiz olarak sunacak. Şarkılar 3 ayrı bilgisayara, iPod'a veya CD'ye kaydedilebilecek. Yeni servisle birlikte TTnet, korsan müzik dağıtımına darbe vurmayı hedefliyor. TTnet Genel Müdürü Okay Eğdirici bu servisle birlikte yasadışı bir pazarın yasal hale geleceğini belirterek, "Artık eser sahipleri, yorumcular, müzisyenler hakettiği değeri internet ortamında da elde edecek. Bu hizmetle birlikte müzik şirketleri için farklı bir pazarlama kanalı oluşacak. Bu servisi yenileri izleyecek" dedi. Şu anda Türkçe şarkılar pazarın yüzde 90'ı olduğu kaydeden Eğdirici, yabancı müzikler için de büyük stüdyolarla anlaşma aşamasında olduklarını dile getirdi.
Yeni servisler de sırada
TÜRK Telekom'un genişbant internet hizmetini sunan şirketi TTnet, bu servisle birlikte geniş bant hızlı internet (ADSL) kullanımını artırmayı ve abonelerine daha fazla değer sunmayı hedefliyor. Özellikle video ve film servislerinin de yakında kullanıma sunulması bekleniyor. Geçtiğimiz ay Nokia, Universal Müzik ile anlaşarak milyonlarca şarkının bedava indirilmesini sağlayacak servisin duyurusunu yapmıştı. Şimdi TTnet yurtdışındaki servis sağlayıcılar gibi abonelerine küçük bir bedel karşılığı müzik, video gibi içeriğinin ücretsiz indirilmesini sağlıyor.
Bir şarkı 3 ayrı bilgisayara indirilebilecek
* ttnetmuzik.com sitesine üye olan ttnet ADSL abonesi, kullanıcı adı ve şifresi ile müzik indirebilecek. * TTnet aboneleri her ay ödediği ADSL ücretine ek olarak 2 YTL fazla ödeyerek Tarkan'ın yeni albümünü indirecek. * TTnet aboneleri her ay ödediği ADSL ücretine ek olarak 5 YTL öderse 83 bin Türkçe şarkıyı indirebilecek. * Şarkılar 3 ayrı bilgisayara indirilebilecek. * İndirilen şarkılar iPod veya farklı müzik çalara, CD'lere kaydedilebilecek.

(Sabah)

Bluetooth'u bileğinizde taşıyın

Bluteooth cihazınızı bileğinizde taşımak ister misiniz? Titreşimli bileklik çağrı geldiğinde titreyerek size haber veriyor.


Cep telefonları ile görüşme yapmamazı sağlayan Bluetooth kulaklara ilginç bir alternatif geldi. Bu tip ürünleri sürekli kulağında taşımayı sevmeyenler artık bileklerine de takabilecekler. LM Technologies tarafından üretilen LM959 kodlu ürün, çağrı ya da SS geldiğinde titreyerek kullanıcıyı uyarıyor.

Bluetooth 1.1, 1.2 ve 2 versiyonları ile uyumlu olan ürün tek bir şarj ile 100 saate kadar kullanım imkanı sağlıyor. Bileklik görüşme yaptırma imkanını sahip değil. Sadece titreşim yoluyla kullanıcıyı uyarıyor.

Dünyanın ilk elmas Bluetooth kulaklığı

Motorola, özel yapım lüks cep telefonu tasarımcısı Alexander Amosu ile birlikte ürettiği dünyanın ilk altın ve elmas Bluetooth kulaklığı Diamond MOTOPURE H12'yi kullanıcıların beğenisine sunuyor.
Lüks tüketim beklentilerini tam anlamıyla karşılamaya yönelik olarak sınırlı sayıda üretilen Diamond MOTOPURE H12'yi, 18 ayar altın ve toplam 3,47 karatlık, mükemmel kesimli 180 elmas süslüyor. Özel siparişle satın alınabilen kulaklık, 18 ayar beyaz veya sarı altının yanı sıra beyaz, pembe veya siyah elmas seçenekleri ile sunuluyor.
4.000 ve 6000 poundluk iki ayrı versiyon olarak hazırlanan Diamond MOTOPURE H12, yalnızca Selfridges (Londra/Manchester) ve Harvey Nichols (Londra) mağazalarında bulunuyor.
Üstün teknik özellikleri seçkin bir moda anlayışıyla harmanlayan Diamond MOTOPURE H12 aynı zamanda, Motorola'nın arka plan gürültüsünü ortadan kaldırarak temiz ve net bir konuşma yapmaya olanak tanıyan CrystalTalk teknolojisini ilk kullanan kulaklık olarak da dikkat çekiyor.
Şu ana kadar yalnızca 100 adet üretilen bu olağanüstü cihaz, yeni yılda da pek çok kişinin sahip olmayı beklediği bir arzu nesnesi olma iddiası taşıyor.
Alexander Amosu, işbirliği ile ilgili olarak "Tasarımları bizim stil ve kalite anlayışımızla benzerlik taşıyan Motorola ile bu projede birlikte çalışmak bizi oldukça heyecanlandırdı" açıklamasını yaparken Motorola Pazarlama Müdürü James King ise "Motorola ürünleri yıllardır stil ve moda açısından gelinen son noktayı temsil etmiştir. Şimdi ise Diamond MOTOPURE ile yeni bir açılım sağladığımıza inanıyoruz." dedi.

2008 yılında yatırımcıların ve teknoloji devlerinin büyük paralar teklif etmesi muhtemel siteler

İşte 2008 yılında yatırımcıların ve teknoloji devlerinin büyük paralar teklif etmesi muhtemel sitelerİnternette 2007'nin olayı arkadaşlık sitesi Facebook oldu. Mark Zuckenberg adlı bir öğrencinin 2003'te kurduğu kullanıcıların fotoğraflarını intenette yayınlamalarına olanak veren Facebook, dünya çapında popülerleşti. Türkiye'den 1.5 milyona yakın kullanıcının üye olduğu siteye, Microsoft ve Yahoo'dan büyük teklifler gelmesine karşın, Zuckenberg sitesini satmadı. Dünyanın en büyük yazılım şirketi Microsoft, Facebook'un sadece yüzde 1.6'sı için, 240 milyon doları gözden çıkarmıştı. İnternet 2008'de de yaratıcı fikirleri yükselten mecra olmaya devam edecek, işte gelecek yıl yatırımcıların ve teknoloji devlerinin büyük paralar teklif etmesi muhtemel siteler. Seesmic.com Google'ın YouTube'u 2006'da 3.1 milyar dolara satın almasının ardından, internete çok sayıda video sitesi düştü. Bunlar arasında Seesmic.com ilgi çekenlerin başında geliyor. Seismic, YouTube'un aksine kullanıcıların günlüklerini video şeklinde hazırlayıp yayınlamalarını sağlıyor. İnsarlar arasında video üzerinden sohbet üzerinde uzmanlaşan site, henüz beta aşamasında, ancak şimdiden internette dikkatleri üzerine çekmek isteyenlerin adresi olacağa benziyor. Sitenin arkasında, bir zamanlar Google ve online ödeme sitesi PayPal'in kurucularından Ron Conway ve Kazaa ve Skype'ın kurucuları Niklas Zennstrom ve Janus Friis var. Site tam olarak yayına geçtiğinde MySpace ve Facebook ile entegre çalışacak. Sitenin kurucusu ise, Fransa Devlet Başkanı Sarkozy'nin internet ve iletişim danışmanı Loic Le Meur bir Fransız girişimci. Etsy.com New York merkezli internet perakende sitesi, el yapımı ürün alışverişinde uzmanlaşıyor. Amazon.com'un bir zamanlar internette perakende alışverişte devrim yarattığı düşünülürse, Etsy de el yapımı ürünler için benzer bir alışveriş patlaması hedefliyor. Mücevherden, elbiseye, seramikten kült ürünlere Etsy, kullanıcılarına renk, coğrafi bölge, ürün tipi alanlarına güçlü bir arama motoru sunuyor. Etsy'nin 500.000 kullanıcısı ve 60.000'den fazla tedarikçisi var. Etsy'nin kurucusu 27 yaşında Bostonlu Robert Kalin, sitesinin seri üretim çağında, el yapımı ve sınırlı sayıda mevcut olan ürünleri tüketiciye ulaştırmayı hedefliyor. Twitter.com Twitter.com Twitter, aynı anda çok sayıda kişiye ücretsiz mesaj gönderme hizmeti sunuyor. Kullanıcı ister telefonla, ister internetle e-posta, isterse de anında mesaj üzerinde yüzlerce kişiye mesaj atabiliyor. Tek dezavantaj; mesajlar 140 karakter olmak zorunda. Bu site henüz çok yaygınlaşmadı. Sitenin kurucusu, daha önce 2002'de Google'ın satın aldığı, Blogger.com'ın sahibi olan Ev Williams. Twitter'ın mesaj servisi parti duyuruları, şirketlerin müşterilerine ulaşmaları gibi alanlarda ilgi görüyor. Dopplr.com Facebook'un 2007'de gösterdiği başarının ardından Dopplr.com arkadaş sitelerine yeni bir açı getiriyor. Sürekli gezen kişilere yönelik hizmet veren Dopplr, kullanıcıların en son nerede oldukları ve nerelerde buluşabilecekleri konusunda güncelleme veriyor. Örneğin iki gezgin arkadaş birbirlerini dünyanın neresinde olursa olsun, takip edebiliyor. Site henüz bu ay açıldı, sitenin kullanıcıları halen ünlü jetset üyeleri, zenginler ve konferans konferas dünyayı dolaşanlardan ibaret. Ancak Facebook ile yapılacak entegrasyon programı ile kullanıcı sayısının genişletilmesi öngörülüyor. İnternet ansiklopedisi Wikipedia'nın kurucusu Jimmy Wales, New York Times'a yazdığı bir makalede Londra merkez site için övgüler yağdırmıştı. Moshimonsters.com Facebook gençler ve yetişkinler için neyse, Moshi Monsters da 7-12 yaş arası çocuklar için aynısı. Sadece, biraz daha eğitim amaçlı ek içeriğe yer veriyor. Londra merkezli oyun geliştiricisi Mind Candy tarafından yaratılan Moshi Monsters, evcil hayvanları konu alan oyunlar, arkadaşlık ve puzzle gibi eğlenceler sunuyor. Bu sitenin kullanıcıları, kendilerine birer 'canavar' seçiyor ve bu canavar ile sitede dolaşıyor. Kullanıcıların canavarlarını süslemeleri için, sürekli puzzlelar çözmeleri ve benzeri eğitel aktivitelerde bulunmaları gerekiyor. Bu canavarlar birbirleriyle internette arkadaşlık kurabiliyor, çizgi filmi ardıran grafiklerle Moshi sitesi çocukların ilgisini çekiyor.
Haber: gazeteport

MOTO QTM Türkiye'de


Motorola'nın, Windows Mobile 6 işletim sistemi, dört bant GPRS ve EDGE özelliğine sahip, tam klavye ve Türkçe menü gibi üstün özellikleri bir araya getiren akıllı telefonu MOTO Q, Turkcell PDA olarak Türkiye'de satışa sunuldu.
MOTO Q, Turkcell PDA şemsiyesi altında, tüm Turkcell ayarları yapılmış olarak kullanıma sunuluyor ve beraberinde 1 aylık 150 MB internet paketi hediye ediliyor.
Kablosuz iletişimin dünya lideri Motorola'nın, mobil iletişime güç, stil ve kolay kullanım kavramlarını getiren yeni MOTO Q cep telefonu, Turkcell PDA olarak Türk kullanıcılarının beğenisine sunuluyor.
Windows Mobile 6™ işletim sistemine sahip olan yeni MOTO Q, 4 bant, GPRS ve EDGE özelliğiyle kesintisiz iletişimin kapılarını sonuna kadar açıyor. Turkcell PDA olarak satışa sunulan yeni MOTO Q, sahip olduğu eşsiz multimedya ve mesajlaşma fonksiyonlarıyla da kullanıcıların mobil eğlence anlayışını zirveye taşıyor.
Windows Mobile 6™ destekli MOTO Q, yeni nesil cep telefonu kullanıcılarının tasarım anlayışını yansıtan 11.8mm kalınlığında ergonomik şık metal bir kasa ve 134gr ağırlığa sahip. Ayrica renkleri tüm gerçekliği ile sunan ekranı, MOTO Q'nun bir tasarım harikası olduğunu ispatlıyor.
Yeni MOTO Q, seslendirme dâhil tamamen Türkçe olan menüsü ve sadece başparmağınızla yönetebileceğiniz döner tuş fonksiyonuyla da kullanım kolaylığı sağlıyor. Yeni nesil akıllı telefon MOTO Q sahip olduğu "Push Mail" destekli üstün mesajlaşma teknolojisi ve mobil internet özellikleri ile de kullanıcılara Microsoft'un güvenilir Windows platformundan yararlanma imkanı sunuyor.
"MOTO Q, kullanım kolaylığının yanı sıra maksimum deneyim sağlayan çok amaçlı bir iletişim cihazı olarak geliştirildi" diyen Motorola Türkiye Mobil İletişim Araçları Satış Direktörü Steve Morris, şu sözlerle devam ediyor: "Bu akıllı telefon, günümüzün modern yaşamı benimsemiş tüketicileri için sunduğu çözümleri üstün ses kalitesi, mesajlaşma, yüksek hız ve işlemci gücüne ek olarak tam klavye ve kusursuz ekranı bir araya getiren şık bir tasarım sunuyor. Yeni MOTO Q, sahip olduğu eşsiz multimedya ve mobil internet özellikleri ile kullanıcıların profesyonel hayatlarında da büyük kolaylıklar sağlıyor."
Turkcell PDA ürün ailesinden MOTO Q'yu satın alan kullanıcılar, cep telefonlarının tüm Turkcell ayarlarının yapılmasına ek olarak 1 aylık 150 MB internet paketi kazanacak.

DAISY ile word dosyaları sesli olacak

Microsoft ve açık kaynak sitesi SourceForge gelecek yılın başlarında Office 2007 için dosyaların seslendirilmesini sağlayan yeni bir eklenti sunacaklarını açıkladı. Bu eklenti sayesinde Office 2007 dosyaları DAISY formatına çevrilip yazılar ses kazanacak

Word 2007,2003 ve XP yazılımlarına "Save as DAISY" seçeneği ekleyecek. Bu sayede DAISY XML dosyalar yüksek sesle dinlenebilecek. Eklentinin en güzel yanı ise ücretsiz olması.
Açılımı Digital Accessible Information System ( Dijital Erişimli Bilgi Sistemi) olan DAISY sistemi sayesinde Parkinson gibi birçok rahatsızlıktan dolayı kitap tutamayan veya yazamayan insanlara oldukça yardımcı olacak.
DAISY Consortium, 1996'dan itibaren tüm yayınlanmış bilgilerin görme veya öğrenme bozukluğu olan insanlara sunulmasını hedefliyor.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=288942

HP, dünya genelinde uyguladığı geri dönüşüm projesi Gezegen Ortaklığı Programı'nı Türkiye'de de başlatıyor

HP Türkiye'den yapılan yazılı açıklamaya göre, HP, bu program sayesinde bugüne kadar 90 milyondan fazla kullanılmış LaserJet ve mürekkep püskürtmeli baskı kartuşunu geri dönüştürdü.
HP'nin Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da 30'u aşkın ülkede uygulamaya soktuğu geri dönüşüm projesi, Türkiye'de ilk olarak kurumlarda hayata geçirilecek.
Programa katılmak için ayda en fazla 5 adet HP LaserJet ya da 10 adet HP mürekkep püskürtmeli baskı kartuşu kullanan işletmelerin, posta bedelleri ödenmiş iadeli kartuşlardan almaları ve ürünleri kullanım süresi sonunda belirtilen adrese postalamaları yeterli olacak.
Daha çok sayıda kartuş ya da toner tüketen kullanıcıların ise şirket çapında HP destekli bir toplama programı geliştirmeleri ya da HP'den bir toplama kutusu talep etmeleri gerekiyor.
Tüm HP baskı kartuşları HP'de ya da dünya geneline dağılmış ortak tesislerde çok aşamalı bir geri dönüştürme sürecinden geçerken, ilk olarak ambalaj malzemeleri kartuşlardan ayrıştırılıyor ve bağımsız olarak geri dönüştürülüyor.
Daha sonra baskı kartuşları uygun şekilde ayrılıp parçalanıyor ve son olarak, parçalanan kartuş malzemeleri plastikler, metaller ve mürekkep, köpük ya da toner atıkları olarak bir kez daha ayrıştırılıyor.
Bu malzemeler sonradan, yeni gündelik ürünlerin imalatında kullanılmak üzere ham maddelere dönüştürülüyor. Kalan mürekkep ve toner atıkları ise enerji üretiminde kullanılıyor. Kullanılamayan malzemeler de çevreye duyarlı bir şekilde bertaraf ediliyor.
HP Türkiye Görüntüleme ve Baskı Grubu Ülke Müdürü Fikret Ergüder, konuya ilişkin değerlendirmesinde, HP'nin çevreye duyarlı bir politika izlediğini ifade ederek, şöyle dedi:
''Türkiye'de kullanılmış toner ve kartuşların geri dönüştürülmesi konusunda ciddi bir çalışma yok. Bu ürünler, doğru şekilde imha edildikleri ya da geri dönüştürüldükleri zaman doğaya zarar vermiyorlar. Böylece, teknolojinin çevreye dost uygulamalarla hayatımızı kolaylaştırabildiği görülmüş oluyor. Ülkemizde de bu bilinci yaygınlaştırmak için çalışmalarımızı hızla sürdüreceğiz.''

Nokia, Real Football 2008 ve Asphalt 3 isimli oyunları kazananlara N81 8 GB modelini hediye edecek


Nokia, Real Football 2008 ve Asphalt 3 isimli oyunları kazananlara N81 8 GB modelini hediye edecek


Oyunların N81 ile oynanacağı turnuva sonunda, her iki oyunda en yüksek puanı alan birer kişiye N81 8GB hediye edilecek.
Finlandiyalı mobil iletişim devi Nokia, Nokia N81'in gelişmiş oyun deneyimini tanıtmak amacıyla Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki 10 alışveriş merkezi ve 11 üniversiteyi kapsayan Nokia Nseries mobil oyun tunuvasını 22 Aralık'ta başlatıyor.
Gameloft'a ait Asphalt 3 ve Real Football 2008 isimli oyunlar Nokia N81 ile oynanacak. Düzenlenecek turnuva sonunda her iki oyunda en yüksek puanı alan birer kişiye N81 8GB hediye edilecek. Ayrıca oyun oynayan kullanıcılar verilecek linklerden bu oyunları cihazlarına ücretsiz yükleme şansını yakalayacak.
Yarışmaların gerçekleştirileceği alışveriş merkezi ve üniversite tarihleri şöyle: 22 - 23 Aralık Şişli Cevahir AVM ve Akmerkez, 5 - 6 Ocak İzmir Forum Bornova ve Konak Pier, 12 - 13 Ocak Kanyon ve Tepe Nautilus, 19 - 20 Ocak Ankamall ve Cepa, 24 Aralık Bilgi Üniversitesi, 25 Aralık Yeditepe Üniversitesi, 26 Aralık Koç Üniversitesi, 27 Aralık Mimar Sinan Üniversitesi, 28 Aralık İTÜ, 2 Ocak Bilkent Üniversitesi, 3 Ocak Anadolu Üniversitesi, 4 Ocak Kadir Has Üniversitesi, 7 Ocak Bahçeşehir Üniversitesi,8 Ocak Marmara Üniversitesi, 10 Ocak Ege Üniversitesi.
Mobil eğlence merkezi: N81 8GB
Nokia N81 8GB multimedya bilgisayarı, özel müzik ve oyun tuşları, 3,5 mm kulaklık bağlantı parçası, 3G ve WLAN* bağlantı seçeneği ile tam anlamıyla bir "mobil eğlence merkezi". Nokia N81 8GB'nin zarif, parlak yüzeyi ve kullanıldığında aydınlanan tuşlarıyla, 3 boyutlu multimedya menüdeki içeriklere erişmek son derece kolay ve zevkli oluyor.
8GB gibi büyük bir dahili hafıza kapasitesine sahip olması, kullanıcılara bu multimedya bilgisayarın sunduğu heyecan verici olanaklardan sınırsız yararlanma fırsatı sağlıyor. Oyun tutkunları Nokia N81 8GB'ye bayılıyor!

Su geçirmeyen USB bellek!



ATP firmasının ürettiği ToughDrive mini isimli USB bellek su geçirmez olduğu gibi yağmur, kar, çamur gibi zorlu doğa koşullarında bile görevini yerine getiriyor.
-25 ile +85 derece arasında değişen sıcaklıklarda çalışabilen ToughDrive, şok emici sentetik polimer gövde kaplamasına sahip. Bu sayede düşme ve benzeri dış etkenlerden korunan ürün, USB 2.0 Hi-Speed ve Windows ReadyBoost özelliklerini destekliyor. Beraberinde güvenlik ve senkronizyon yazılımı verilen ürünün 1 GB kapasiteli versiyonu ülkemizde KDV dahil 36 YTL fiyat etiketiyle satışa sunuldu.

Wireless'e dikkat!

İnternetin tehlikelerini anlatan güvenlik uzmanı İnan Taptık, "Wireless (kablosuz internet) üzerinden aldığınız ve yolladığınız e-mail'lerden bankacılık bilgilerinize kadar ekranınızdaki her şey başkaları tarafından okunabiliyor" dedi
Bu haftaki konuğumuz olan İnan Taptık, 1961 İstanbul doğumlu. Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi mezunu. İlk bilgisayarını 1982'de aldı. Hayatını uzunca bir süre yazdığı programlardan kazandı.
Ancak, 40 yaşında kendini emekliye ayırıp teknede yaşamaya başladığı günlerde bir sorunla karşılaştı: Hobi olsun diye hazırladığı internet siteleri sürekli hack'leniyordu. "Kendimi hacker'lardan nasıl korurum?" diye bir araştırma yapınca, ABD'nin bilgisayar güvenlik firması Hacker Safe'le tanıştı.
Taptık, şirket merkezinin pek çok güvenlik araştırmasından geçtikten sonra Türkiye temsilcisi oldu. Halihazırda büyük firma ve kuruluşların data güvenlik sistemlerini koruyan Taptık'la günlük hayatımızı internetin son tehlikelerinden nasıl koruyacağımızı konuştuk:
Bilgisayarda ciddi bela var
Sizinle buluşmadan önce telefonda konuştuğumuzda internet kullanıcıları için ciddi bir beladan söz etmiştiniz. İsterseniz o konudan başlayalım?.. Bu, sadece internet kullanıcıları değil, bilgileri bilgisayar ortamında kayıtlı olan, yani herkesin sorunu: Kimlik hırsızlığı. Kimlik bilgileriniz, adresleriniz, numaralarınız, şifreleriniz, banka işlemleriniz, alışveriş tercihleriniz, hepsi çalınıp, başkaları tarafından kullanılabilir.
Bu eskiden de mümkün değil miydi zaten?
Elbette, hacker'lar şifre kırarak yapardı. Ama, artık çok daha kolay. Hacker olmayan, daha az yetenekli biri bile artık kimliğinizi çalabilir.
Değişen ne?
Çünkü, artık wireless (kablosuz internet) var ve kullanımı hızla artıyor. Aldığınız ve yolladığınız e-mail'lerden bankacılık bilgilerinize kadar ekranınızdaki her şey okunabiliyor.
Kim okuyabiliyor?
İsteyen herkes. Mesela, wireless'ı olan kahve zinciri dükkânlardan birine girdiniz. Ya da havaalanındasınız. Veya otelde... Oradaki wireless'a bağlandınız ve işlem yapıyorsunuz. Yaptığınız her şey arka masadaki ya da yan odadaki biri tarafından rahatlıkla görülebilir. Buna "blackberry" gibi cihazlar dahil...
Başkasının bilgisayarındaki bilgileri nasıl izliyorlar peki?
Çünkü, bu wireless dediğiniz şey aslında zaten bir yayın. Ve herkes tarafından çok kolay izlenebilir bir yayın. Sizin bilgisayarınızla wireless router'ı arasında havadaki sinyalleri herkes izleyebilir. Üstelik bunu yapmak öyle fazla bir yetenek de gerektirmez.
- Peki, acaba o bahsettiğiniz kafeler ya da havaalanlarında şöyle tipler var mıdır; birilerinin gelip bankacılık işlemlerini wireless'tan yapmasını bekleyenler... Yani avını bekler gibi?..
Tabii ki çok... Bazen kredi kartı kullanarak bir şey alanları beklerler... Bazen de gizli aşığıyla yazışanları... Bu da bir tür kapkaç sonuçta. "Wireless kapkaççılığı"... Ve bu tüm dünyanın da en yaygın siber suçudur.
Wireless'e dikkat edin
Öneriniz?.. Kesinlikle, wireless bağlantılı yerlerde bilgisayarınızdan sadece gazete veya haber portallarına bağlanın, hiç değilse insanlarla sizin için risk taşımayan bilgilerinizi paylaşmış olun.
Açık alanlarda durum böyle, ya peki evlerimizdeki wireless'ı kullanırken?..
Sizi evinizde monitor edecek kimse yoktur, ancak, burada da çok başka bir sorunla karşı karşıyasınız. O da yetkisiz kişiler tarafından sizin wireless internet hattınızın kullanılarak suç işlenebilmesi... Banka dolandırıcılığı, çocuk pornosu vs. gibi... Belki üst komşunuz, belki de aşağıdaki lokantada oturan, hatta belki de arabasını sizin evinizin önüne park eden biri sizin wireless'nızı kullanarak birtakım suçlar işleyebilir.
Wireless şifremizin olması yetmez mi?
Yetmez. Onu da çok kolay bir şekilde kırıyorlar. Hatta nasıl kırılacağını bilgisayar dergileri ek olarak verdi. Google'a "wireless şifre kırma" yazınca bile yüzlerce program bulunuyor.
Ee o zaman evde de wireless kullanmayalım?..
Yok, kullanabilirsiniz, ama internet dünyasındaki mantık hep aynıdır: Tolere edebileceğiniz riskleri taşıyın. Çalınmasını tolere edemeyeceğiniz bilgilerinizi kablolu internet üzerinden yazışın. Ayrıca, sadece yazışmamak da yetmez, işiniz yoksa wireless'inizi kapatın. Programın içine girip disable edin. Hatta şifrelemek için de birkaç önerim olabilir:
Kablosuz internet modeminizin ayarlarından bağlanacak bilgisayarınızın MAC (Media Access Control ) numarasını tanımlayabilirseniz, başka bir bilgisayar sizin sisteminize bağlanamaz. Bir de üreticilerin verdikleri standart cihazlardaki IP numaralarını değiştirirseniz hacker'ların işlerini çok zorlaştırmış olacaksınız.
Daha başka yöntemler de var, ancak, bu yöntemler herkes tarafından kolay uygulanabilir ve her şartta standart şifrelemeden çok çok daha güvenlidir.
Kablolu internetin olmadığı yerlerde GPRS ile bağlanmak?.. Biraz fazla tuzlu oluyor, ama güvenli mi?
Tabii daha güvenli. Çünkü şifrelenerek giden bir sistemi kullanıyorsunuz. Onun için bunu scan etmek zor. İlla ki edilir de çok daha zor ve daha büyük bir teknik yapı gerektiriyor.Bilmeden suçlu olursunuz
Peki, bu yüzden başına iş açılan insanlar var mı Türkiye'de?
Az değil. Mesela bir adamın oğlu yurtdışına eğitime gittiği sırada çevreden bağlanan birisi onların wireless'ıyla suç teşkil edecek materyaller indirmiş. Tabii ki polisler IP'sini tespit edip adamın kapısına gelmişler. Adam şok. Bilgisayarı açmayı bile bilmiyorken hakkında dava açılmış.
Mahkemeye birkaç kez gidip geldikten sonra gerçek ortaya çıkmış. O yüzden de herkese wireless'larıyla ilgili güvenlik önlemlerini bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim.
ANNEANNELER BİLE FACEBOOK'ÇU OLACAK
Cumartesi günü itibariyle Türkiye'den Facebook'a üye sayısı 1 milyon 415 bin 768. Taptık, bu ilginin daha da devam edeceğini, çünkü kullanıcıların henüz Facebook'un gerçek dinamiklerini keşfetmediklerini söylüyor. Mesela, henüz aile ağaçlarının kurulmadığını belirten Taptık, "Bu demektir ki Facebook'a daha anneanneler, babaanneler, dedeler de üye olacak" diyor.
Size de bir 'Cookie' bırakılmış olabilir
Bu "cookie bırakmak" nasıl bir şey?
Diyelim ki bir internet sitesine girdiniz. O site daha sonra yine geldiğinizde sizi tanıması için, size hiç söylemeden bir "cookie" veriyor. Sonra, bir daha ziyaret ettiğinizde o site size, "Merhaba bilmem kim" diyor. Ama, bazı cookie'lerin işi bu kadarla da bitmiyor. Akıllı cookie'ler sizin ne yaptığınızı, başka hangi sitelere girdiğinizi, hatta mouse'nızın tüm hareketlerini takip edebiliyor. Böylece, o cookie hakkınızda epey bilgi toplamış oluyor.
Ne işe yarıyor bu bilgiler?
Online mağazaların çok işine yarıyor. Kim olduğunuzu, ne aldığınızı, satın alma alışkanlıklarınızı öğreniyorlar ve ona göre satış stratejisi geliştiriyorlar.
Peki bunu istihbarat kuruluşları da yapabilir mi?
Eğer, istihbarat kuruluşlarının sitesine girerseniz ve onlar da sizin bilgisayarınıza bir cookie koyarlarsa sizi izleyebilirler.
6 banka var
Bankalar ne kadar güvenli?
Türkiye'de bankaların data güvenliği biraz sancılı. Altı banka dışında günlük güvenlik denetiminden geçen banka yok. Oysa, bankalar günde ortalama 30'a yakın güvenlik açığıyla karşı karşıyadır.
O altı banka hangileri diye sorsak?
Söyleyemem, çünkü Türkiye'de çok ağır bir Bankacılık Yasası var. Hatırlarsanız, rahmetli Sakıp Sabancı bile kendi bankası için en güvenli demişti ve ceza ödemişti.
Güvenliği iyi olmayan bankalardaki müşterileri bekleyen tehlike ne?
Hesap bilgilerinin ortaya çıkması ya da hesapların boşaltılması.
O zaman hiç değilse şunu söyleyin: Tüketici neye göre banka seçmeli?
Bu işte tüketicinin uzaktan anlayabileceği bir ayraç yoktur. Tek yapılabilecek şey, banka güvenliğiyle ilgili haberleri yakından takip etmektir.
Hani, hiç hack'lenemeyen bir site vardı, o hâlâ ayakta duruyor mu?
Evet, hâlâ hack'lenemedi. Amerikan deniz piyadelerinin "marines.com" sitesi... Yıllardır, en çok atak alan sitelerin başında geliyor, ama hâlâ indirilemedi. Çünkü güvenliği çok sağlam.
Türk hacker'ların ünü sürüyor mu?
Hacker'likten kazanç elde etme konusunda Ruslar bir numara, ama milliyetçi tarzda davranış biçimi olarak hâlâ bir numara Türk hacker'ları.
E-mail kaydediliyor
Aslında, biz yazışmalarımızı ne kadar korursak koruyalım, bunlar zaten görülüyor değil mi? Hepimizinki görülmüyor, ama hepimizinki algoritmalı bir düzende izleniyor.
Kim tarafından?
ABD, TC ve her kim istiyorsa... Ancak, bu izleme ülkeler tarafından elektronik, yani data boyutundaki programcıklara yaptırılıyor.
O nasıl oluyor?
Temel olarak kullandığımız sistemi, bir telefon sistemine benzetirsek biraz daha anlaşılır olur. Sizinle aramızda direkt bir hat olmadığı için görüşmeleri erişim noktalarına yani santrallere bağlanarak gerçekleştiriyoruz. Böylece, hem ulusal internet omurgamız üzerinden hem de uluslararası internet omurgası üzerinden iletişim sağlamış oluyoruz. Tabii, bu sırada da tüm yazışmalarımız geçici bir süre için sistem tarafından kayıt ediliyor. Bu kayıtlar insan gözüyle değil, programlar tarafından yapılıyor.
Ama, ne zaman ki izleyenler, "A kişisinin e-mailleri okunsun, hesaplarına bakılsın" der, ya da ne zamanki program o e-maillerin içinde bazı kelimelere rastlar, işte o zaman insan gözüyle takip seviyesine geçer.
Bu kayıtlar nerede yapılıyor?
İnternet omurgasından hat alınan herhangi bir yerde.
Böyle bir teknolojiye devletler mi sahip, yoksa canı isteyen herkes mi?
Güç odakları ve otorite sahipleri. Canı isteyen ve yetenekli bir hacker, ancak, iki kişi arasındaki yazışmayı kayıt edebilir, ama o omurgadan çıkan bütün yazışmaları tarayamaz.
Büyük güç otoritelerini kenara koysak, şirketlerde durum nasıl?
Birçok şirkette patronlar, çalışanlarının iş yerinde kullandıkları tüm ekranlarını izler. Üstelik, sadece şirketinizin e-mail adresinden yaptığınız yazışmaları değil, başka bir e-mail adresiniz varsa, onu da izlerler. Ve bu, emin olun, sanıldığından daha yaygın bir uygulamadır.
Arama motorunu kandırabilirsiniz
Arama motorlarında, kişi ya da kuruluşlar hakkında çıkan olumsuz bilgileri yok etmenin imkânı var mı?
Yok edemezsiniz, ama arama motorunu kandırabilirsiniz. Çünkü, yapılan bir araştırmaya göre, arama motorlarının ilk sayfasını açıp, ikinci sayfaya geçmeyenlerin oranı yüzde 88. Dördüncü sayfaya kadar gelenler ise sadece yüzde 1. Yani, hakkınızda istemediğiniz bilgileri yok edemezsiniz, ama 2'den sonraki sayfalara ötelerseniz, gözden kaçırmış olursunuz. Çünkü, kimse bakmıyor.
Peki, bu öteleme kolay bir şey mi?
Hiç değil. Üstelik pahalı. Çünkü istenmeyen bilgileri sonraki sayfalara kaydırıp, ilk sayfayı temizleyebilmek için en az 100 farklı kritere uygun ve en az 100 site, haberi yeniden kurgulamak gerekiyor.
'Zede' uyarısı
'Facebook'zedeler başladı mı?
Birkaç çeşit zede var. Birisi kendi adına başkaları tarafından adres alınanlar. Böyle bir duruma karşı yapabilecek tek bir şey var, o da kullanmasanız bile Facebook'a üye olmanız, kendi isim hakkınızı almanız. Artık, başkaları isminizi kullansa bile gerçeği de orada durmuş olur.
Başka zedeler?
Fotoğrafı kullanılanlar var. Facebook'a konulan resimlerin üzerinde oynamak mümkün. Ya da o resimleri başka ilişkilerin içine yerleştirmek... Bu durumlarda yapacak hiçbir şey yok. Ne mahkemeye gidebilirsiniz ne de o resimleri yok edebilirsiniz. Resimlerinizi her türlü kişi tarafından kopyalanıp kullanılabileceğini düşünerek seçin.
Kendi sayfanızı kapatsanız?
Her zaman böyle bir hakkınız var, ama kendiniz Facebook'tan çıksanız bile başkasının albümündeki fotoğraflarınızı silemezsiniz. Bu tamamen o kişiye kalmış.
Aslında, kötülük yapmak isteyenler için internet inanılmaz güzel bir mecra. Kadınlar, çocuklar, erkekler... İsteyen herkes için kötülük üretilebilir.
Sanki, "Facebook'a girmeyin" der gibisiniz, ama galiba siz de Facebook'tasınız?
'Facebook'a girmeyin' demiyorum. Ama, riskleri bilin ve bu riskleri tolere edebiliyorsanız, taşıyabiliyorsanız girin. Orada karşılaşabileceklerinizi bilin. Fotoğraflarınızı ona göre koyun.
Facebook'taki konumunuzu belirleyin. Ama, yok, ben bu riskleri tolere edemem ve riske de açığım diyorsanız o zaman meraklarınızı yenmenizi öneririm.
Devrim Sevimay Milliyet

Palm Treo 750,


Hem bir cep telefonu hem de avuçiçi bilgisayar olan Palm Treo 750, kablosuz e-posta alma ve geniş bant bağlantı hızlarında İnternet'te gezinme işlevleriyle sevdiklerinizin yüzünü güldürecek.
Yeni bir yıla sayılı günler kala hediye telaşı da başladı. Avuçiçi bilgisayar üreticisi Palm, yılbaşı için çok özel bir seçenek sunuyor. Dünya standartlarındaki Palm deneyimini Microsoft Windows Mobile 5.0 işletim sistemi ile bir araya getiren Palm Treo 750 Smartphone, sevdiklerinize yaraşır bir hediye olmaya aday.
Cebinizdeki dizüstü
Hem bir cep telefonu hem de avuçiçi bilgisayar olan Palm Treo 750 ile normal bilgisayarların yapabildiği hemen hemen herşeyi yapmanız mümkün. Office dokümanlarını açma, düzenleme, kaydetme, not alma, ses kaydetme, MP3 dinleme, video izleme bunlardan sadece birkaçı.
Palm Treo 750 dünyanın her yerinde çalışan beş bant bir GSM™ telefon olmanın yanı sıra, 3G/UMTS standartlarını da destekliyor. Böylelikle kablosuz e-posta almanıza, geniş bant bağlantı hızlarında İnternet'te gezinmenize olanak veriyor. Ayrıca Palm'in kullanıcı dostu tüm özelliklerini Windows Mobile işletim sistemiyle birlikte kullanabiliyorsunuz.
Microsoft'un Direct Push Teknolojisi'nin yerleşik olarak bulunduğu Treo 750 ile Outlook® e-postalarınızı, ajandanızdaki değişiklikleri, kişiler ve görevler listenizdeki yeni girişleri de saniyeler içinde alabiliyorsunuz.
Tüm bunlara ek olarak, Palm Treo 750'yi satın alanlar geçtiğimiz günlerde piyasaya sürülen Windows Mobile 6.0 işletim sistemine de geçebiliyorlar. Palm Treo 750'nin satış fiyatı 931$ + KDV.


Google Talk: Tercüman arkadaşınız


Anında mesajlaşma yazılımı G.Talk şu andan itibaren tercüme-botları şeklinde çevirme hizmeti sunuyor

Google'ın anında mesajlaşma yazılımı Talk şu andan itibaren tercüme-botları şeklinde çevirme hizmeti sunuyor. Kullanıcılar botları kişi listelerine ekleyebiliyor ve tercüman olarak kullanabiliyorlar.
Bazı bilinen tercüman-botu adresleri şunlar: de2en@bot.talk.google.com, de2fr@bot.talk.google.com, en2de@bot.talk.google.com, fr2de@bot.talk.google.com. Kullanıcı bir çevirme işlemi ihtiyaç duyduğunda bot ile chat yapması yeterli. Toplamda Google 24 bot sunuyor ve botlar [Dil kısaltması]2[Dil kısaltması]@ bot.talk.google.com şeklinde yapılandırılıyor.

Dell'in 30" DisplayPort destekli yeni LCD monitörü

Donanım üreticilerinin bir kısmı DisplayPort üzerinde sıkı bir şekilde çalışıyor. ATi'nin DisplayPort destekli RV635 örneği, hemen ardından ZOTAC'ın DisplayPort destekli GeForce 8800GT modeli derken son olarak Intel'in de bu konu üzerine sıkı bir çalışma yaptığı belirtiliyor. Özellikle gelecek yılın ikinci çeyreği içerisinde çıkması beklenen 4 serisi yonga seti ailesinin G43 ve G45 gibi dahili grafik işlemcili modellerinde kullanılması beklenen DisplayPort ara birimi için firmanın ilk ciddi demosunu önümüzdeki Ocak ayınınilk haftası başlayacak olan CES yani Tüketici Elektroniği fuarında gerçekleştirmesi bekleniyor. Bilindiği gibi DisplayPort, HDMI'a rakip olarak geliştirilen ve başta AMD-ATi, Nvidia, Intel ve Dell olmak üzere pek çok büyün üreticinin destek verdiği önemli bir teknoloji. Intel'in yapacağı demoda firma hem DisplayPort vericisini gösterecek hemde bu verici üzerinden DisplayPort desteği veren iki monitörü 2560x1600 çözünürlüğünde çalıştıracak ayrıca zamanla monitör desteğinin de artması bekleniyor. 2008 yılı pek çok donanım segmentinin yanı sıra ara birimler açısından da rekabet dozu yüksek bir yıl olacak gibi gözüküyor.

2008'de 15 kat hızlı internet kullanılacak

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 2008 yılı ile birlikte Süper ADSL hızlı internet erişiminin devreye gireceğini, bilinmeyen numaraların kalkacağını, cep telefonlarında Türkçe fonların kullanılacağını ve TR uzantılı internet sistemlerinin kontrol altına alınacağını ifade etti.Kurban bayramı tatilini geçirmek üzere memleketi Erzincan'a gelen Ulaştırma Bakanı Binali Yılıdırım, Refahiye ilçesinde hemşehrileriyle görüştükten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 2007 yılında Ulaştırma Bakanlığı'nın hava, deniz ve karayollarında yaptığı çalışmalar ve bilişim sektöründeki yenilikler hakıknda bilgi veren Bakan Yıldırım, 2008 yılı içerisinde Bakanlığın yapacağı bazı çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulundu.İnternet erişiminde Türk Telekom'un yeni yılda yeni bir döneme gireceğine dikket çeken Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "Yeni dönemde bugün eriştiğimiz internet hızının 10-15 katı daha hızlı erişim, Süper İnternet dediğimiz, yeni hızlı inter erişimini de devreye sokacağız. Televizyon yayıncılığında sayısal yayına geçiş kararı aldık ve bunun çalışmaları yürüyor. Teknoloji çok hızlı gelişiyor, bu bilişimde, telekominikasyonda o kadar hızlı gelişiyor ki, bir şeyi yaparken dünyada yeni teknolojiler devreye giriyor. Türkiye'de bundan mahrum olmaması için elimizden gelen çalışmayı yapıyoruz" diye konuştu.İSTENİLMEDİĞİ SÜRECE KİMSE BİLİNMEYEN NUMARADAN ARAYAMAYACAKYeni yıldan itibaren gizli numaralarla aramaların kontrol altına alıncağını ifade eden Bakan Yıldırım, "Siz istemediğiniz zaman kimse bilinmeyen numaradan sizi arayamayacaktır. Onlara da bir düzenleme getiriyoruz. 2008 yılında kısa mesajlarda Türkçe karakterlerin kullanılması doğrudan cihazda olmadığından hem pahalı hemde kullanımının zorlukları vardı. Sesli harflerde sıkıntılar yaşanıyordu. Bunlarla birlikte işletme sahipleriyle ortak bir çalışma telekominikasyon kurumu yapıyor, Türk fontların hem normal fiyattan kullanılması hem de cihaz üreticilerinin ekranlarında klavyelerinde doğrudan yer alması için çalışma yapıyoruz. Bu konuda maalesef ihmal olmuş, geç kalınmış. Kolay değil ama biz bunun için üreticileri satılan her cihazda Türk Alfabesi'nin her tuşta gözükmesi konusunda zorluyoruz" açıklamasında bulundu.120 BİN TR UZANTILI SİTE KONTROL ALTINA ALINACAKBilgi toplumuna geçiş için altyapı çalışmalarının hızlandırıldığını, internet ad alan kodlarına (IP) da yeni bir düzen getirileceğini vurgulayan Bakan Yıldırım, şöyle dedi:"Şimdiye kadar alan adları Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından veriliyordu. Türkiye'de bugün 500-600 bin alan adı var ve bunun sadece 120 bini 'TR' uzantılı. Diğerleri maalesef başka internet sağlayıcılarından direkt alınıyor. Biz burada 'TR' uzantılı olanların yeni bir esas ve usule bağlanmasını sağlayacağız. Bu konuda kontrol eksikliği var. 'TR' uzantılı olarak örneğin 'Canım Vatanım Türkiyem.com.tr diye alınıyor bakıyorsunuz ki arkasından pornografik site çıkıyor. Bu tür işleri engellemek için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile İnternet Güvenlik Başkanlığı tarafından takip çalışması başlatıldı. Buradaki suçlar engellenecek ve internet protokolünün güvenliğinin altyapısını daha sağlıklı oluşturmak için Telekomünikasyon Kurum Başkanlığı bir dizi çalışma yaptı."

Asus'dan Yüksek Verimlilikli Yeni Anakart

Anakart dünyasının lider isimlerinden Asus, son kullanıcılar olduğu kadar profesyonel kullanım ve kurumlar için de çözümler hazırlamakta. Firmanın özellikle sunucular için hazırladığı yeni anakartı DSEB-D16 sahip olduğu yüksek güç verimliliği ve uzun vadede sağladığı ciddi enerji tasarrufu ile işletmelerin beklentilerini karşılama konusunda son derece iddialı. %90'a varan oranda güç verimliliği sağlayabilen Asus'un yeni anakartı DSEB-D16, günlük 1.68KWh yıllık ise 613.2KWh oranlarında enerji tasarrufu sağlayabiliyor. Son kullanıcılar için olmasa bile 7/24 çalışan çok sayıda pc sahibi işletmeler için bu son derece önemli bir gelişme. Intel'in 45nm üretim teknolojisi ile hazırlanan Xeon 5400/5200 serisi işlemcileri ile kullanılabilen anakart üzerinde 16 adet FB-DIMM slotu yer alıyor ve 64GB'a kadar bellek desteği sunuluyor. Çift işlemci desteği sunan ve yonga seti pasif olarak soğutulan anakart ile birlikte Asus, opsiyopnel olarak MemCool adını verdiği özel biri kiti de kullanıma sunabiliyor. Bu kit ise FB-DIMM bellekleri yüksek ısı sonucu oluşabilecek throttling problemine karşı koruyor. Asus DSEB-D16 üzerinde ayrıca çift PCIe 16, bir adet PCIe X8 ve bir de PCI-X slotu yer almakta. Gelişmiş donanımsal RAID desteği de sunan anakartın fiyatı hakkında şu an için net bir bilgi bulunmuyor.

Türk mühendisten müthiş proje

Elektronik Yüksek Mühendisi Sabahattin Çelik, saatte 105 kilometre hız yapabilen makinistsiz metro ve banliyö treni üretti. TCDD Genel Müdürlüğünün Behiçbey tesislerinde 900 metrelik ray üzerinde deneme sürüşleri yapan Çelik, projeye ilişkin AA muhabirine bilgi verdi.
Çelik, büyük çoğunluğu TCDD memur ve işçilerinden olaşan, bazı iş adamları, yönetici, mühendis ve emeklilerin bulunduğu Öncüler Ulaşım Teknolojileri A.Ş yapılanmasıyla ülkenin ulaşım sorunlarına çözüm sağlayacak projeler üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Bu hedefle başlangıçta şehir içi toplu ulaşım için raylı araçlar tasarladıklarını belirten Çelik, tamamı yüzde 100 yerli olarak tasarlanan araçların mevcut sistemlere göre birçok üstünlük içerdiğini kaydetti.
Bütün vagonları lokomotif özelliğinde olan, ayrıca bütün tekerleklerin de aktif olarak tasarlandığını trenin bütün tekerleklerinde bağımsız birer adet elektrikli servo motor bulunduğunu anlatan Çelik, tekerleklerin birbirinden bağımsız olarak hareket edebildiğini, böylece tekerleklerle ray arasındaki dinamik sürtünme en aza indirildiği için tekerlek ömrünün uzadığını ve aracın yol tutuşunun daha da arttığını dile getirdi.
Bağımsız tahrik edilen tekerlekler sayesinde araçların raydan çıkmasının önüne geçildiğini kaydeden Çelik, elektronik olarak kontrol edilen hız-tork karakteristiği ve hafif vagon tasarımı sayesinde aracın enerji tüketiminin benzer sistemlere göre en az yüzde 50 ekonomik olduğunu vurguladı.
Çelik, her biri 100 kişilik 3 vagonda 300 kişi taşınabileceğini, ayrıca bütün vagonların çekici özelliğe sahip olması nedeniyle araçların eğimlerde kaymadan tırmanma özelliğine sahip olduğunu belirtti.
Araçlar, dinamik fren sayesinde daha güvenli ve daha kısa mesafede durabildiğini, fren sırasında araçta bulunan bütün kinetik enerjinin, geri beslemeli fren sistemi sayesinde elektrik enerjisine dönüştürülerek daha sonra kullanılmak üzere depolandığını kaydeden Çelik, geri beslemeli dinamik fren sistemi sayesinde aracın arıza yapma olasılığının yanı sıra bakım masrafları ve işletme giderlerinin düştüğünü söyledi. Çelik, benzer teknolojinin şehirlerarası yük treninde kullanılması halinde örneğin Ankara-İstanbul arasında 1 ton yükün taşıma maliyetinin 1 YTL'nin altına düşeceğini ifade etti.
YÜK VE YOLCU TRENİ DE YAPILACAK
Tekerlek çapı sadece 33 santimetre olan ve 100 yolcu taşıma kapasitesindeki vagonların 7 ton ağırlığında olduğunu ve akıllı motor sürücüleriyle donatıldığını anlatan Çelik, aracın geliştirilen program sayesinde makinistsiz olarak hareket edebildiğini, gerektiğinde bir sürücü tarafından da idare edilebileceğini belirtti.
Çelik, şunları kaydetti: ''Her biri kendinden tahrikli vagonlar sayesinde diziye istendiği kadar vagon ekleyip çıkarmak mümkün olacak. Başlangıçta sadece kent içi metro ve banliyö treni olarak tasarlanan araçların sürüş ve güvenlik testleri tamamlandıktan sonra şehirlerarası yolcu ve yük treni için prototip çalışmaları Ocak 2008 tarihinden itibaren başlatılacak.
Şehirlerarası yük ve yolcu trenleri yolcu ve yük gereksinimine göre 1 ila 100 vagon arasında seçilebilecek. Böylece ulaşım maliyetleri düşeceği gibi hizmet kalitesi de artacak. Tasarımımızın dünyadaki mevcut teknolojilere göre bazı benzerliliklerinin olmasının yanı sıra birçok temel farklılıkları ve üstünlükleri de bulunmaktadır. Küçük tekerlek çapı, düz bandaj, hafif tasarım, paylaşımlı dinamik süspansiyon sistemi, bağımsız ve kontrollü tahrik sistemi, dinamik ve geri beslemeli fren sistemi, çok noktadan tahrik, yedeklemeli tahrik sistemi, düşük kesit, düşük maliyet, yerli üretim başlıca farklılıkları ve avantajları olarak sıralanabilir.''
YÜZDE 100 YERLİ
Aracın tasarım ve imalatının yüzde 100 yerli olduğunu kaydeden Çelik, şöyle devam etti: ''Ülkemizdeki düşük işçilik maliyetinden dolayı araç maliyetleri yurt dışı fiyatların en az birkaç katı altında olacak. Ayrıca yatırımın büyük bir oranının yurt içinde kalması, yan sanayinin gelişmesi, yeni iş olanaklarının sağlanması gibi sosyal getirileri de göz önünde bulundurulacak olursa, projenin ülke ekonomisine ve yaşam standardına getireceği katkı çok büyük olacaktır.''
Çelik, araçların, yüksek teknolojinin yanı sıra düşük maliyetleri nedeniyle en küçük kent merkezi için bile ekonomik ve uygun toplu ulaşım aracı olabileceğini belirtti.
Çelik, ''İlk hedefimiz önümüzdeki yıldan itibaren başta Samsun-Çarşamba olmak üzere, demiryolu hattı mevcut olan ve hizmetten kaldırılan bölgelere uygun araçlar koyarak halka ekonomik, hızlı ve güvenli ulaşım hizmeti sunmak. 10 yıl içerisinde Türkiye'nin tamamında yerli trenlerin çalışması sağlanarak demiryolunun Türkiye genelinde yolcu ve yük taşıma payı en az birkaç kat artırılacak'' diye konuştu. haber7

''Hazımsızlar'' için öneriler!

Malatya'da Ziraat Mühendisi Serhan Gökbulut'un, gıda mühendisi eşi ile birlikte yaptığı kayısı tatlısı Zerden, Malatya'da bayramların vazgeçilmezi haline geldi. Serhan Gökbulut, Zerden'in besin seviyesi en yüksek ve insan sağlığına en faydalı tatlılardan biri olduğunu belirtti.
Türk yemek kültüründe yer alan kabuk kavurmasından esinlenerek bu tatlıyı yaptıklarını belirten Gökbulut, ismini de kayısıya sarı altın denilmesi nedeniyle Zerden koyduklarını söyledi. Gökbulut, "Bunun elbette ki bir formülü var.
Doğal şartlarda güneşte kurutulan gün kurusu kayısı önce haşlanıyor. İçine ceviz konularak sadeyağda fırınlanarak yapılıyor. Hiçbir katkı maddesi bulunmadığı için son derece sağlıklı bir tatlı çeşidi" dedi.
Sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunan kayısı tatlısının yüksek kolesterolü olan kişilere tavsiye ettiklerini vurgulayan Gökbulut, kayısı tatlısını D vitamini içerdiği için çocuklar için de tavsiye ediyor.
Gökbulut, kurban bayramında fazla et tüketen vatandaşların hazım problemi çekmemeleri için zerden yemelerini tavsiye ediyor. Zerden'in kilosu ise 15 YTL'den satılıyor.
Malatya Sağlıkçılar Derneği Başkanı (SADER) Dr. Necmettin Gürbüz, tabii yollardan alınan kayısı ve kayısı tatlısının mide bağırsak sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunduğunu ifade etti. Gürbüz, "Kayısının hazmı kolaylaştırıp, mide bağırsak problemlerini önlediği ve sindirimi kolaylaştırarak hazımsızlık sorununu giderdiği tıbben bilinmektedir. Bayramda misafirlere şeker, çikolata, tatlı yerine kayısı ve kayısı tatlısı ikram edilmesi, sağlık açısından uygun olacaktır" şeklinde konuştu.
İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Bayram Murat Asma da kayısının, bağırsakların düzenli çalışmasını sağladığını kaydetti. Kuru kayısının 100 gramında yaklaşık olarak 24 gram diyet lifi bulunduğunu belirten Asma, yetişkin bir insanın günlük diyet lifi gereksiniminin 25 gram olduğunu vurguladı. Asma, şöyle dedi:
"Diyet lifi sindirim sistemimizde salgılanan enzimler tarafından hidrolizleşemeyen polisakkarit ve liginin gibi bileşiklerden oluşmaktadır. Diyet lifi kabızlık, irritabl kolon sendromu, apandisit, hemoroid, diş hastalıkları, şişmanlık, şeker hastalığı, kroner kalp hastalıkları ve klon kanseri gibi hastalıkların oluşum riskini azaltmakta, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlamaktadır."
Asma, ayrıca kayısının sodyumca fakir potasyumca zengin olması nedeniyle kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit siroz tedavisinde olumlu etkileri olduğunu kaydetti. haber7

Saglık için,Yeşil çay için..!

Düzenli olarak yeşil çay içmenin prostat kanserine yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi.Japonya Sağlık Bakanlığından araştırmacılar, yeşil çayda bulunan kateçin maddesinin organizmada prostat kanserine neden olan etkenleri etkisiz hale getirebileceği varsayımından yola çıkarak ülke genelinde 12 yıl boyunca 40-69 yaşındaki 50 bin erkeği inceledi.Günde 5 fincandan fazla yeşil çay içenlerin prostat kanserine yakalanma riskinin günde 1 fincanın altında yeşil çay içenlere göre daha az olduğu ortaya çıktı. Ancak, düzenli olarak yeşil çay tüketiminin prostat bezindeki kansere etkisi olmadığı belirtildi.

Karadelikten galaksiye 'dehşetli saldırı'

Astronomlar, ilk kez dev bir karadelikten parçacıkların şiddetli bir biçimde püskürmesini ve yolu üzerinde bulunan komşu galaksiye bunların çarpışını görüntüledi.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) yayınladığı açıklamaya göre, araştırmayı yürüten Cambridge'deki Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezinden Dan Evans, daha önce de galaksilerin birbirleriyle çarpıştıklarını veya karadeliklerin püskürmesini gözlemlediklerini, ancak ilk kez bir gökcisminin bir başka galaksiye böylesine saldırdığını tespit ettiklerini söyledi.Bu olayın, "saldırıya uğrayan" galaksideki gezegenlerin atmosferlerine ciddi biçimde zarar vermiş olabileceğini belirten Amerikalı gökbilimci, "Bu püskürme, ışın parçacıklarının çarptığı daha küçük galakside her türlü soruna neden olabilir" diye konuştu.Karadeliklerden yayılan bu püskürmenin, ışık hızına yakın bir hızla fışkıran bu parçacıkların hızına bağlı olarak, yüksek düzeyde radyasyon ürettiğini belirten araştırmacılar, bunun püskürmenin güzergahı üzerinde bulunan gezegenlerin atmosferinde, örneğin koruyucu ozon tabakasında önemli hasara neden olabileceğini düşünüyor.NASA'nın Chandra röntgen gözlemevi, Hubble, Spitzer ve Very Large Array uzay teleskopları ve Merlin radyo teleskobu ile yapılan araştırma, birbirinin etrafında yörüngede bulunan iki galaksinin bulunduğu 3C321 sisteminde gözlendi. Bulgular, Astrophysical Journal dergisinde yayımlanacak.

Avea, mobil imzaya başlıyor

AVEA Pazarlama ve Katma Değerli Servisler Direktörü Ayşegül Ceyda Yıldırım, yılbaşından itibaren mobil imza uygulamalarına başlayacaklarını söyledi.
Yıldırım, yaptığı açıklamada, uygulamanın başlatılmasıyla mobil imza kullanacak kurumlara da ''anahtar teslim'' hizmet vereceklerini belirtti.
''AVEA olarak, uygulamanız neyse size entegratör firmamızı göndereceğiz, sistemi çalıştıracaklar ve sizden hiç bir ücret talep etmeyecekler'' diyen Yıldırım, kurumların ''hangi imzalama aracı, hangi doğrulama aracı uygundur, hangi şirket en iyi entegrasyonu yapıyor, kim kanunlara uyuyor'' gibi konularda sıkıntı yaşamayacağını kaydetti.
Yıldırım, ''AVEA olarak çözüm ortaklarımız sertifika sağlayıcımız Türktrust ve entegratör firmamız EGA ile hem mobil imzayı hem de imza atmayı sağlayacak yazılımı ücretsiz olarak vereceğiz. Bu, şu demek: Siz istediğiniz bir dokümanı bu araçla imzalayabilir, doğrulayabilir, zaman damgası alabilir ve outlook ile gönderebilirsiniz, bütün imzalama sözleşmelerini kendiniz imzalayabilir ve saklayabilirsiniz'' dedi.
Mobil imza, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda tarif edilen ve ıslak imza ile eşdeğer elektronik imzanın, GSM SİM kartları ile kullanılabilen türü olarak tanımlanıyor. Türkiye'de mobil imza hizmeti ilk olarak Turkcell tarafından 2007 yılı içinde başlatıldı. AVEA'nın yılbaşında başlayacağı uygulama konusunda Vodafone'nun henüz bir duyurusu bulunmuyor.

Epson'dan yeni projektörler

Epson, yüksek görüntü kalitesi ve yüksek teknolojiyi bir araya getirdiği projektörlerle yeni bir zevk yaşatıyor
Yüksek görüntü kalitesi, kullanım kolaylığı ve yüksek teknolojiyi bir araya getirdiği projektörlerle Epson, sinema ve oyun tutkunları için geliştirdiği ev sineması özellikli dev ekranlı projektörlerle, dünyada yükselen bir trendin öncülüğünü yapıyor.
Gerçek bir taşınabilir "Ev Eğlence Merkezi" niteliği taşıyan Epson'ın yeni projektörleri ile ister evinizde, ister tatilde, isterseniz iş yerinizde favori filmlerinizi, spor etkinliklerini dev bir ekrandan izleyebilir, video oyunlarını oynayabilirsiniz. Sinemanın heyecanını ev konforunda yaşatan Epson projektörleri, yüksek çözünürlükte ve büyük ekranı ile kullanıcısına dar bir alanda, yakın mesafede izleme imkanı veriyor.
Projektör "işten, eve" taşınıyor
LCD teknolojisinin dünyadaki en büyük üreticisi olan Epson, projektör modellerinin özelliklerini ev kullanıcısının ihtiyaçlarına göre geliştirerek, dev ekranı iş ortamından eve taşıyor. Ev eğlence araçları arasına projektör keyfini ekleyen Epson, bu yanıyla projektör teknolojisine yeni bir tanım getiriyor. Epson'ın ev için ürettiği projektörler, 10 yaşın üstündeki herkes tarafından kolayca kullanabiliyor. HD Ready ya da Full HD olarak üretilen ve 50.000:1'e varan kontrast değerine sahip olan ve bazı modellerde üzerinde entegre DVD player ve hoparlör bulunan Epson ev sineması projektörleri 600 Euro+kdv'den başlayan fiyatlar ile Türk tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Epson, sinema ve oyun tutkunları için, çocuklarla birlikte tüm aile bireylerine ev konforunda yeni bir eğlence merkezi yaratıyor.
Renato Vincenti "Dünya projektör pazarının büyüklüğü 1.5 milyar Euro"
Türkiye pazarına sunulan yeni projektörlerin tanıtım toplantısında bir konuşma yapan Epson İtalya Ofisi'nden Kanal Geliştirme Yöneticisi Renato Vincenti, Dünya ve Türkiye projektör pazarını değerlendirdi. Vincenti, şunları söyledi: "Projektör pazarı tüm dünyada büyük bir hızla büyümektedir. Dünya projektör pazarı bugün 1.5 milyar Euro büyüklüğündedir. Epson, dünya projektör pazarında %16, Türkiye pazarında ise son 1 yılda ortalama %30'luk bir paya sahiptir. Bu pazar payları ile Epson, hem dünyada hem de Türkiye'de Pazar lideri konumundadır.
Carla Conca: "Projektör ev sinemasının alternatif ürünüdür"
Önceleri sadece iş dünyasının kullandığı bir araç olan projektörün, bugün giderek artan oranda evlere girdiğini vurgulayan Epson İtalya Ofisi'nden İş Ünitesi Yöneticisi Carla Conca da, "Projektör, ev sinemasının alternatif bir ürünüdür. Projektör, ev eğlence merkezi haline gelmiş ve dünyada yükselen bir trenddir. Epson, bu trendin öncülüğünü yapmaktadır. Bu projektörler, tüm aile bireylerinin, birbirinden farklı zevklerini, ev konforunda gerçekleştirmelerine imkan tanımaktadır. Kolay taşınabilir olması sebebiyle kullanıcılar ev sineması keyfini istediği yerde yaşayabilmektedirler" dedi.

Ali Kırca Show TV'yle anlaştı

Geçtiğimiz günlerde medya sitelerinde bir haber yayınlandı. Ali Kırca’nın başka bir kanala geçeceğine dair haberi Haber 7 doğrulatamadığı için kullanmamıştı. Hafta sonu Show TV Haber Genel Yayın Yönetmeni Alican Değer, dorduncukuvvetmedya.com a bu haberleri eleştiren açıklama göndererek, “Pazartesi günü’nden itibaren bir internet sitesi kuracağım. İnternet sitesinin konusu medya siteleri ve sahipleri olacak. Ayrıca hiç yapmadığım bir şeyi yapıp dedikodu yayan sitelere hem tazminat hem de tekzip davası açacağım.” haberlerin doğru olmadığını vurgulamıştı. Alican Değer’in yapmış olduğu bu açıklamanın dumanı üstündeyken yeni bir açıklama geldi. Ali Kırca’nın Show TV ile anlaştığı ve Alican Değer’in Show TV’den ayrılacağı bilgisi Show Haber Merkezi tarafından da doğrulandı. Anlaşmanın ayrıntıları şöyle: 1. Ayda 70 bin dolar maaş alacak. 2. Yılbaşında başlayacak. 3. Siyaset Meydanı'nı da yapacak. 4. Siyaset Meydanı için ayrıca ekip kuracak.

Güncel Saglık Haberleri

Sivilcesiz bir hayat mümkün!

Ergenlik çağına giren gençlerin ortak sorunu sivilcelerdir. Ergenliğin doğal sonuçlarından biri olan sivilcelerin önüne geçebilmek için doğru bakımı uygulamak ve akneleri sıkmamak gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden cilt hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, ergenlik sivilceleri ve korunma yolları ile ilgili bilgi verdi. Sivilce nedir? Nasıl oluşur? 'Sivilce' adıyla bildiğimiz akne, en sık rastlanan cilt problemlerindendir. Tüm populasyonun yüzde 60’ının hayatının bir döneminde akne görülebilir. Bunların yüzde 5’i ise tedaviye dirençli ya da zor tedavi edilebilen akne olabilir. Akne, derimizde bulunan yaÇ bezlerinin bir hastalığıdır. Normalde, bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yaÇ bezi daha fazla yaÇ salgılar. Bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal da yoğunlaşmış bir yaÇ kütlesi nedeniyle tıkanır. Neden bazı ciltlerde daha fazla olur?Yağlı ciltlerde ve kalıtımsal olarak bazı bireylerde akne eğilimi artar. Ergenlikte sivilcelerin ne kadarını normal saymalı, hangi koşullarda bir uzmana başvurmalı? Akne, ister hafif ister ciddi olsun mutlaka hekimin vereceği bilgiler doğrultusunda kontrollü biçimde tedavi edilmelidir. Unutmayın ki tedavi edilemeyecek akne yoktur. Ancak farklı türde ve şiddette aknenin tedavisi için farklı seçenekler vardır ve tedavinin başarılı olabilmesi için uygun olanının seçilmesi esastır. Bu nedenle hekiminizin önerilerine sıkı sıkıya uymak gerekir. Sivilceleri engellemek için ergenlerin yapabilecekleri bir şeyler var mı? Cilt temizliği başta gelen unsurdur. Hatalı kozmetik ürünlerden kaçınmak, deri tipine uygun kozmetik seçimi önemlidir. Sivilceyi koparmayın Sivilceler bir kere çıktıktan sonra gençler nelere dikkat etmeli?Günde iki kez su ve uygun ürünle yüz yıkamaya dikkat etmek, yüz kozmetiklerinin seçimine dikkat etmek, sivilceyi koparmaktan kaçınmak, uygun güneş ürünlerini kullanmak gerekir. Depresyona yol açabilir Aileye düşen görevler nelerdir? Çocuklarının tedavi protokollerine uyumunu sağlamak, şiddetli akne olgularında yüzde 10 depresyon eğilimi gözlenebildiğinden psikolojik destek vermek, sivilcelerle oynamanın engellenmesi ailelere düşen görevlerdir.

Güncel Teknoloji Haberleri

Türk Telekom'dan bilişim atağı
Türkiye’nin telekomünikasyon devi Türk Telekom, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak katma değerli teknolojileri geliştirme vizyonuyla gerçekleştirdiği yatırımlarına bir yenisini ekledi.


Son dönemde bilişim teknolojileri ve eğitim alanında yatırımlarına hız kazandıran Türk Telekom, 1988’de TÜBİTAK içerisinde kurulan ve 1996 yılında özelleşen IES Bilişim ve Eğitim Teknolojileri şirketini satın aldı. Bundan önce, IES hisselerinin yüzde 50’si Meteksan Sistem’e, yüzde 29,5’i Meteksan Net İletişim’e, yüzde 20’si Ahmet Eti’ye, yüzde 0,5’i ise şirket yöneticilerine ait bulunuyordu. Taraflar arasında yapılan imza töreninde bir konuşma yapan Türk Telekom İcra ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Paul Doany şunları söyledi: “Türk Telekom için 2008 yılı teknoloji yılı olacak. Bu sene başladığımız ve hızla devam ettiğimiz bilişim teknolojileri ve eğitim yatırımlarımız ile birlikte, bilişim alanında ulusal katma değer yaratma vizyonumuz doğrultusunda önemli adımlar atıyoruz. IES’in Türk Telekom ailesine katılması ile birlikte, Türkiye’nin bilgi çağına ulaşmasında büyük önem taşıyan ARGE ve e-öğrenim alanlarında değer yaratacak önemli projelere imza atacağız. IES’in Türk Telekom bünyesine katılması, şirkette çalışan ArGe uzmanlarının projelerini ve Türk teknolojisini yurtdışına ihraç etmek için önemli bir fırsatlar yaratacak.” Gerçekleştirilen bu satın alma ile eğitim içeriğine ve yerel içeriğe sahip güvenli internet erişimini artırmayı amaçladıklarını belirten Doany “okul inşaatı, internet evi ve öğretmenlere bilgisayar ve internet eğitimi yatırımlarımızı tamamlayıcı nitelikteki bu satın alma ve 2008 yılında eğitim alanında yapacağımız yeni yatırımlarla bu alanında lideri olmayı hedefliyoruz” dedi.
IES Bilişim ve Eğitim Teknolojileri hakkında:
IES, 1988 yılında TÜBİTAK içerisinde bir çoklu ortam laboratuarında çalışmalarına başlamıştır. Laboratuar 1996 yılında özelleştirilmiş ve ilk ve orta öğretime yönelik, yüksek kalitede ve görsellikte, bilgisayar destekli eğitim içerikleri üretimine başlamıştır. 1998 yılında ilk olarak Akademedia, 2000 yılından itibaren de Vitamin markası altında ürünler üretilmiş; 90'dan fazla CD'den oluşan bu ürünler 6. sınıftan 11. sınıfa kadar olan öğrencilerin kullanımına sunulmuştur.
Yakın zamanda, Millî Eğitim Bakanlığı için gerçekleştirilen "Bilgiye Erişim Portalı" Projesi'ne özel e-Öğrenme içeriği geliştirilmiştir. Uluslararası pazarda firma, iki büyük projeyi Malezya Eğitim Bakanlığı için tamamlamıştır. Bu projeler, 2 sınıfa yönelik olarak e-Öğrenme eğitim malzemelerini öğretmen eğitimiyle beraber İngilizce olarak başarılı bir şekilde sağlamıştır. Öncelikle, Türk pazarına yönelik geliştirilen ve büyük beğeni toplayan Akademedia ürünü, Çin müfredatına uygun, Çince hazırlanmış ve 2002 yılında dünyanın en kalabalık pazarı olan Çin pazarına Tianyi markasıyla başarıyla sunmuştur. Tianyi ürünü, 2002 yılının Mart ayında Çin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış ve lise öğrencileri için Bakanlık tarafından tavsiye edilmiştir.
Şirket 2003’den itibaren Siemens için, resmi küresel e-Öğrenim Yetkinlik Merkezi olarak çalışmıştır. Mart 2006 itibarıyla, Siemens Business Services tüm e-Öğrenim grubunu tüm hak ve sorumlulukları ile IES adı altında dışarı çıkarmıştır. Ardından Meteksan, IES’in müşterek kontrol eden hissesini satın almıştır.